Öğrencimiz Mehmet Akif Özkara, Diyanet İşleri Başkanı Olmayı Hedefliyor

Mehmet Akif Özkara, 2015-2016 eğitim-öğretim yılında, Manisa Turgutlu’dan Kestanepazarı Eğitim Kurumları’na geldi. Şu an Akşemsettin İmam Hatip Ortaokulu 1. sınıf öğrencisi.

Mehmet Akif’in babası Hasan Hüseyin Özkara bir Kestanepazarı mezunu. Turgutlu’da İmam-Hatip olarak hizmetlerini sürdürüyor. Mehmet Akif, babasının yönlendirmesi ile Kestanepazarı’na gelmiş. Babası gibi başarılı bir insan olup, ümmete ve İslama hizmet etmek istiyor. Mehmet Akif’in büyük hedefleri de var. Hedeflerine ulaşmak için çalıştığını ve çalışacağını söylüyor. Akif’le gerçekleştirdiğimiz kısa sohbet sonrasında kendisine sorduğumuz sorularımıza kısa, öz ve etkili cevaplar verdi.

12 Ekim 2015

Mehmet Akif Özkara
Mehmet Akif Özkara

Fidan: Kestanepazarına nasıl geldin?

Mehmet Akif Özkara: Babam Kestanepazarı’nda hafız olmuş. İsmi Hasan Hüseyin Özkara. Ben de onun gibi olmak için buraya geldim.

Fidan: Hafız olmayı düşünüyor musun?

Evet düşünüyorum. Burası hafızlık yapmaya en uygun yer. Çünkü bu yıl bile Türkiye birincisi ve ikincisi buradan çıktı. Hatta geçmiş zamanlarda Yasin Uslu hocamız dünya üçüncüsü olmuş.

Fidan: Hayalindeki meslek nedir?

Allah izin verirse Diyanet İşleri Başkanı olmayı düşünüyorum. İmam-hatip olarak da hizmet etmeyi isterim. Ama en çok hafız olmak istiyorum.

Fidan: Kestanepazarı’ndan memnun musun?

Evet, memnunum kim memnun olmaz ki. Burası benim evim gibi değil, çünkü burası benim asıl evim. Artık burada yaşıyorum.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on whatsapp
WhatsApp
Share on email
Email
Share on print
Yazdır

Yorum Yok

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Tertemiz yavrularımıza Kitabullah'ı nakşediyoruz...

Hz. Osman ibni Affan (R.A)’dan rivayet olunur ki; Rasûlullah (S.A.V) şöyle buyurdu:
“Sizin en hayırlınız Kur’anı öğrenen ve öğretendir.”
Buhârî, “Feżâʾilü’l-Ḳurʾân”, 21 | Ebû Dâvûd, “Vitir”, 14,15,19 | Tirmizî, “S̱evâbü’l-Ḳurʾân”, 15