Mehmet Kavalcı Hoca Yüzlerce Öğrenci Yetiştirdi

1934 yılında Manisa Turgutlu Dağmarmara Köyü’nde dünyaya gelen Mehmet Kavalcı hoca, Turgutlu, İzmir ve İstanbul’daki gayretli çalışmalarıyla onlarca hafız yetişti; yüzlerce çocuğa Kur’an’ı ve İslamı öğretti.

Ege Bölgesinde gönüllü olarak Kur’an eğitimi veren nadir şahsiyetlerden birisi Hafız Mehmet Kavalcı hoca. Kur’an okumaya 1946’da tanıştığı, babasının seferberlik arkadaşında başlamış. 1950’ye kadar onda okumuş. Bir gün Nahiye Müdürü ile birlikte jandarma köye gelmiş. “Yasak olmasına rağmen sen nasıl Kur’an okutursun” diye hocasını sıkıştırmış jandarma. Ardından Kur’an eğitimini sürdürememiş. Turgutlu’daki Acıbadem mahallesindeki caminin hocasından 8. sayfaya kadar gelmiş. Zaman zaman Pazar Camii’ne müezzinlik yapmak için geldiğinden cami imamı, Mehmet Hocaya “Gel, burada oku” demiş. Onun üzerine hafızlığına Pazar Camii imamında devam etmiş ve orada bitirmiş.

Askerlik dönüşü 19 Ekim 1957’de müezzin olarak göreve başlamış. 1959 yılında evlenmiş.

Talebe Okutmaya Evinde Başlamış

Mehmet Kavalcı Hoca, talebelere Kur’an öğretme ve hafızlık yaptırma çalışmalarına başladığı 1961-62 yıllarını ve ardından bereket dolu yaşadığı yarım asrı şöyle anlatıyor:

“Köyden, çocuklara, ‘Mehmet Hocaya gidin. O sizi okutur’ demişler. Çocuklar Turgutlu’ya yanıma geldiler. Onlara evimde bir oda tahsis ettim. Talebeleri evimde okutmaya başladım. Derken duyan geldi, duyan geldi. İlk 5 talebem hafızlığını tamamladı. Onları Arapça eğitim için İstanbul’a gönderdim. Evimde epey bir talebe okuttum.”

Daha sonra 1970 yılında Balıkesir Ayvalık’a tayini çıkmış Mehmet Hocanın. Ayvalık’ta daha önce çocuklara pek Kur’an eğitimi verilmemiş, talebe okutulmamış. Vaktinin boşa geçtiğini düşünerek, bir an önce talebe okutmaya başlamayı düşünmüş.

“Oturduğum mahallede Bakkal Kerim dayı vardı. Ona, ‘Şuradan 2 kilo lokum ver, çocuklara dağıtacağım’ dedim. 2 çocuğu yanıma çağırarak, ‘Sen şu tarafa, sen de şu tarafa git. Ve arkadaşlarına haber et’ dedim. Çocuklar geldi. İlk ders onlara basit bazı bilgiler anlattım. ‘Yarın gelir misiniz?’ dedim. ‘Geliriz’ dediler. Ertesi gün daha kalabalık geldiler. İhlas ve Fatiha suresini okuttum. Onlara şeker verdim. 3. gün öyle kalabalıklardı ki ne lokum yetecek ne şeker. Küçük şekerlerden aldım, onları dağıttım.

Duyuldukça anne babaları da gelmeye başladı. ‘Biz böyle bir şey görmedik’ diyerek, ağlıyorlardı. Ardından müftülüğe gittim. 100 tane elif cüzü kitabı varmış. Hepsini aldım. Ücretlerini ödedim. Müftü hocamız çok şaşırdı.

Talebe sayısı arttıkça işler de yoğunlaşıyordu. Kızları bir tarafta, erkekleri de caminin diğer tarafından okutuyordum. Kendi kızlarım da artık Kur’an okuma ve okutma hususunda gelişmişlerdi. Kızları, kızlarım okutmaya başladı. Orada yüzlerce çocuk Kur’an okumayı öğrendi, eğitim aldı. Büyüdüler, birçok mesleklere dağıldılar. Ayvalık’ta kaldığım müddetçe talebe okuttum. Ve Ayvalık’ta emekli oldum.

Ardından Turgutlu’ya döndüm. Köyümüzün camisi yıkılmıştı. Köyümüze güzel bir cami yapılmasına vesile oldum. 2 sene sonra çok güzel bir açılış yaptık. İstanbul’dan hocalarımızı davet ettik, yemekler yaptırdık, güzel bir şenlik oldu. Sevinç içerisinde camimizi açtık.

Daha sonra İstanbul’da hafızlık hocası olarak çalıştım. Orada hastalandım. İzmir’de, ilk talebelerimden birinin başhekim olduğu bir hastanede ameliyat oldum. Evimde talebe okutuyordum. Yaklaşık 20 talebem vardı.

İzmir’den beni davet ettiler. İzmir’e giderken burada okuttuğum talebelerimi de götürdüm. İzmir Bayraklı Gümüşpala semtinde 1 kat bir binada talebe okutmaya başladım. Hoca yetersiz geliyordu. İstanbul’dan 4 hoca daha geldi. Bugün 7 katlı 80-100 talebe okutan bir kurs oldu. Kurs geniş imkânlara erişti elhamdülillah. Ardından Turgutlu’ya memleketime döndüm. Evimde talebe okutmaya devam ettim. Ev yetersiz gelince kurs yapmaya karar verdik. Turgutlu’da 1 Ocak 1996’da başladığımız kurs binasını 1 Haziranda açtık. 28 Şubat 1997’ye kadar devam ettik. 28 Şubatın baskılarından dolayı kurs kapandı. Bir daire aldık. O dairede yatılı olarak okutmaya devam ettim. Hanım yemeklerini yapıyordu. 2016 yılında hastalanınca oradaki talebelerin bir kısmını Kestanepazarı’na, bir kısmını diğer kurslara gönderdim.

Elhamdülillah, sayısını tam bilemiyorum ancak onlarca hafız yetiştirdim. Yüzlerce çocuğumuza Kur’an okumayı ve İslam’ı öğrettim.”

Mehmet Kavalcı hoca, ameliyat sonrası pek fazla dışarı çıkamıyor, evinde dinleniyor. Sağlık durumu iyi. Mevla, hayırlı ömürler ihsan eylesin.

Mehmet Kavalcı
Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on whatsapp
WhatsApp
Share on email
Email
Share on print
Yazdır

Yorum Yok

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Tertemiz yavrularımıza Kitabullah'ı nakşediyoruz...

Hz. Osman ibni Affan (R.A)’dan rivayet olunur ki; Rasûlullah (S.A.V) şöyle buyurdu:
“Sizin en hayırlınız Kur’anı öğrenen ve öğretendir.”
Buhârî, “Feżâʾilü’l-Ḳurʾân”, 21 | Ebû Dâvûd, “Vitir”, 14,15,19 | Tirmizî, “S̱evâbü’l-Ḳurʾân”, 15