Tarihçe

Kestanepazarı Öğrenci Yetiştirme Derneği

  • Kestanepazarı’nda İlk faaliyet; Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’ne göre, 1668 yılında İzmir Gümrük Emini Ahmet Emin Ağa tarafından, daha önce varolduğu bilinen “Kızıl İbrahim Camii” olarak anılan bir caminin yenilenmesiyle yapılan “Ahmet Ağa Camii’nin meşrutasında başlamıştır.
  • 1892 doğumlu Kurra Hafız Hacı Salih Tanrıbuyruğu Hoca 1910 yılında medrese hocası olarak atanmıştır.
  • 1911 yılında Hacı Salih Tanrıbuyruğu Hoca, Osmanlıca olarak, öğrencilerin eğitimi için Muhitü’t Tecvid risalesini yazmıştır ve 1924 yılına kadar da kesintisiz 15 yıl medrese eğitimi devam etmiştir.
  • 1924 yılında yayımlanan Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile medreselerin kapanması ile yasal faaliyetlerine son verilmiştir.
  • 1925-1945 yılları arası Hacı Salih Tanrıbuyruğu Hoca, öğrencilerini farklı otellerde barındırarak, yemeklerini lokantalarda yedirerek ve ikişer kişilik gruplar halinde Kur’an eğitimine devam etmiştir.
  • Bu süre zarfında birçok kez İzmir Gümrük semtinde bulunan Kantar Polis Merkezi’nde defalarca ifadeye çağırıldığı bilinmektedir.
  • 1947 yılında Diyanet İşleri 3. Başkanı Ahmet Hamdi Akseki Hoca Efendi artık yasaların müsaade ettiğini belirterek, Kestanepazarı Camii’nde Kur’an-ı Kerim eğitimi için bir dernek kurulması gerekliliğini ifade etmiştir. Hacı Salih Tanrıbuyruğu Hoca, bürokratik işlere zaman ayıramayacağını belirtince, bunun üzerine Diyanet İşleri Başkanı İzmir’e Demircili Ali Eren Hoca Efendi’yi dernek kurma faaliyetlerini yürütmesi için İl Müftü Yardımcısı olarak göndermiştir.
  • 1948 yılında ilk olarak Hacı Raif Cilasun, Hacı Nuri Sevil, Hacı Ahmet Tatari, Hacı Halit Seyfettin, Hacı Rıza İmren, Hacı Av. Muhtar Türkekul ve Kurra Hafız Hacı Salih Tanrıbuyruğu’ndan oluşan Kurucular Kurulu tarafından Kur’an Talebeleri’ni Himaye Derneği kurulmuştur.
  • Dernek 1960 yılında İmam Hatip ve İlahiyata Öğrenci Yetiştirme Derneği adını almıştır.
  • Son olarak 2008 yılında derneğin adı Kestanepazarı Öğrenci Yetiştirme Derneği olarak değiştirilmiştir.

Halihazırda; ortaokul ve lisede eğitim gören toplamda 700 Kur’an talebesine tamamen ücretsiz yatılı tam pansiyon hizmet verilmektedir.

Ayrıca farklı okullarda ve Kız Kur’an Kursları’nda eğitim gören toplam 250 öğrenciye ücretsiz yemek hizmeti ve 260 öğrenciye burs imkânı sağlanmaktadır.

İzmir’deki Kur’an Eğitiminin Temel Taşı Kestanepazarı Camii

Konak ilçesi, Kemeraltı çarşısı içinde bulunan Kestanepazarı Camii, İzmir’in tarihi camilerindendir.

Yapım Tarihi: Kesin olarak bilinmemektedir. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde bahsettiği Ahmet Ağa Camii üzerine, yeniden 1800’lü yılların ortalarında yaptırıldığı tahmin edilmektedir.

Banisi: Mısırlı Hüseyin Nuri Efendi’dir. -Vefatı 1291 (1874)- Mezarı İzmir – Emir Sultan Türbesi Haziresi’ndedir.

Özellikleri: Kestanepazarı Camii’nin orijinal kitabesi günümüze ulaşamamıştır. Caminin yerinde önceden “Ahmet Ağa Camii”, ondan önce de “Kızıl İbrahim Camii” diye anılan bir camii olduğunu kesin olarak bilmekteyiz.

Camiinin girişte sağ tarafta bulunan Latin harflerle yazılı kitabesinin, Ahmet Ağa Camii’ne ait olduğunu anlayabiliyoruz. Çünkü Evliya Çelebi, Seyehatname’sinde Ahmet Ağa Camii’nin kitabesinden bahsetmektedir. Yanlışlarıyla birlikte bugünkü kitabe, Seyahatname’deki kitabeye benzemektedir.

Kesme taştan yapılan cami iki katlı olup, alt katında dükkân ve depolar bulunmaktadır. Merdivenle çıkılan caminin önünde üç kubbeli bir son cemaat yeri olup, yakın tarihlerde camekânla çevrilmiştir. İbadet mekânı kare planlıdır. Üzeri tromplu bir kubbe ile örtülüdür. Ana kubbe, köşelerdeki küçük kubbelerle desteklenmiştir. Niş şeklindeki mihrabının üst kısmına XIX. yüzyılda Selçuk’taki İsa Bey Camii mihrabından getirilen bir bölüm eklendiği söylenmektedir.

Caminin batısındaki minaresi kesme taş kaide üzerine yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on whatsapp
WhatsApp
Share on email
Email
Share on print
Yazdır
Hz. Osman ibni Affan (R.A)’dan rivayet olunur ki; Rasûlullah (S.A.V) şöyle buyurdu:
“Sizin en hayırlınız Kur’anı öğrenen ve öğretendir.”
Buhârî, “Feżâʾilü’l-Ḳurʾân”, 21 | Ebû Dâvûd, “Vitir”, 14,15,19 | Tirmizî, “S̱evâbü’l-Ḳurʾân”, 15