Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kestanepazarı’nı Cumhuriyet Resepsiyonu’nda ağırladı

Kestanepazarı Öğrenci Yetiştirme Derneği Başkanı Hasan Dayhan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın davetleri üzerine 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı münasebetiyle verilen resepsiyona katıldı.

cumhuriyet-resepsiyonu-29-ekim-2016-4
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleşen resepsiyona Kestanepazarı camiasını temsilen katılan Başkan Dayhan, Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere siyaset, sanat ve iş dünyasından pek çok kişi ile görüşme ve Kestanepazarı Eğitim Kurumları’nın faaliyetlerini anlatma fırsatı buldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, resepsiyonda bir konuşma yaptı.

“MİLLETİMİZİN VARLIK-YOKLUK MÜCADELESİNDE CANLARINI FEDA EDEN TÜM ŞEHİTLERİMİZE ALLAH’TAN RAHMET DİLİYORUM”

Erdoğan resepsiyona teşriflerinden dolayı davetlilere teşekkür ederek; davetlilerin ve onların şahsında yurt içinde ve yurt dışında yaşayan tüm vatandaşların Cumhuriyet Bayramını kutladı.

Bir yandan Cumhuriyetin 93. yılına ulaşmanın gurur ve mutluluğunu yaşarken,  diğer taraftan da 15 Temmuz’da ve terörle mücadelede verilen şehitlerin burukluğunu yüreğinde hissettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz’da kurşunların hedefi olan kardeşlerim başta olmak üzere, bugüne kadar milletimizin varlık-yokluk mücadelesinde gözlerini kırpmadan canlarını feda eden tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum” dedi.

93 yıl önce kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tarihten silinmeye çalışılan bir milletin şahlanışının, varlığını tüm dünyaya haykırışının sembolü olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyetin bir kopuş olarak değil; bir devamlılık, yeni ve daha güçlü bir başlangıç olarak görülmesi gerektiğini söyledi ve ekledi: “Türkiye Cumhuriyetini, Cumhurbaşkanlığı Forsundaki 16 yıldızda anlamını bulan 2 bin 200 yıllık devlet geleneğimizin, bu topraklardaki bin yıllık varlığımızın son halkası olarak değerlendiriyorum.”

“15 TEMMUZ GECESİ, ÜLKEMİZİN DÖRT BİR YANINDA KAHRAMANLIK HİKÂYELERİ YAŞANDI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında şunları söyledi: “Bu geleneğin mirasçısı olan aziz milletimin, meselenin vatan olduğu her durumda ve her zaman, tıpkı Çanakkale’de ve İstiklal Harbinde olduğu gibi canını feda etmeye hazır olduğunu biliyorum. Nitekim 15 Temmuz gecesi ülkemizin dört bir yanında yaşanan kahramanlık hikâyeleri bunun en açık karinesidir. 15 Temmuz’da darbecilere meydanları dar edenler, Seyit Onbaşı’nın, Şerife Bacı’nın, Nene Hatun’un, Sütçü İmam’ın ve daha binlercesini sayabileceğimiz kahraman ecdadın varislerinden başkası değildir. O gece en modern silahlara sahip darbecileri bozguna uğratanlar, dilinde duasından, elinde bayrağından, yüreğinde imanından başka silahı olmayan vatan evlatlarıdır. Onların elinde silah yoktu, Onlar F16’lara binmiyorlardı. Onlar silahla donanmış helikopterlerle karşı düşmana yürümüyorlardı. Onlar tankla yürümüyorlardı. Tam aksine onlar İstiklal Marşımızda olduğu gibi ‘Arkadaş yurduma alçakları uğratma sakın / Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın / Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk’ın / Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın’ diyerek göğsünü silahlara siper ediyordu. Onlar istiklal Marşını tam manasıyla ruhuna sindirmişti. Bu milletin bir mensubu olmaktan hepimiz gurur duymalıyız. Ben milletimle gurur duyuyorum, iftihar ediyorum. Ne mutlu bizlere ki Rabbim bizleri bu milletin bir ferdi olarak, bu vatanın bir evladı olarak yarattı.”

“BU DEVLETİN ASIL SAHİBİNİN MİLLET OLDUĞU, 15 TEMMUZ GECESİ BİR KEZ DAHA TESCİLLENDİ”

Milletin bugününe ve geleceğine istikamet çizecek çok önemli bazı soruların, 15 Temmuz gecesi cevap bulduğuna inandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yıllarca bürokratik oligarşinin veya bir avuç seçkinin kendi mülkü gibi gördüğü bu devletin asıl sahibinin millet olduğu, 15 Temmuz gecesi bir kez daha tescillenmiştir. O gece, devletinin imdadına yetişen millet bu vatanı ve bu devleti kimseye bırakmayacağını açıkça göstermiştir” görüşlerine yer verdi.

“Bu ülkede çobanla sanatçının, amirle memurun, zenginle fakirin oyunun niçin eşit olduğunu, o gece herkesin idrak ettiğine inanıyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında şu değerlendirmelerde bulundu: “Milletimizin irfanının genişliğine, basiret ve ferasetinin derinliğine hep birlikte bir kez daha şahit olduk. Milletimizin, yıllarca ‘göbeğini kaşıyan adam’ örneğinde olduğu gibi, ötekileştirilmeye çalışılan kesiminin, toplumun asıl omurgasını teşkil ettiğini 15 Temmuz’da anlayamayanın kalp gözü mühürlenmiş demektir. Demokrasinin sadece sözünü edip, kaymağını yiyenlerin hiçbiri ortada yokken, o gece demokrasiye işte milletin bu kesimi sahip çıkmıştır. 29 gün 29 gece demokrasi nöbetleri ile sabahlara kadar meydanları dolduranlar bunun en açık ispatıydı. Bizlere düşen bir daha böyle acı hadiseler, ihanetler yaşamamak için, geride bıraktığımız bu musibetten gereken dersleri çıkarmaktır.”

Konuşmasının sonunda Türkiye’nin istiklal ve istikbal mücadelesinin tüm kahramanlarını rahmet ve tazimle yâd ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini, “Bin yıldır bu toprakların vatanımız olması için hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize sağlık, sıhhat, afiyet diliyorum. Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun, nice Cumhuriyet Bayramlarında Rabbim bizlere inşallah birlikte geleceğe yürümeyi nasip etsin” temennileriyle tamamladı.

cumhuriyet-resepsiyonu-29-ekim-2016-1
Kestanepazarı Öğrenci Yetiştirme Derneği Başkanı Hasan Dayhan

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on whatsapp
WhatsApp
Share on email
Email
Share on print
Yazdır

1 Yorum

One Response

  1. Sayın Cumhur Başkanımızın bu özel davetine icabet etmek sizler için onur verici.Kestane pazarı bendesi olarakda bizler için’de gurur verici.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Tertemiz yavrularımıza Kitabullah'ı nakşediyoruz...

Hz. Osman ibni Affan (R.A)’dan rivayet olunur ki; Rasûlullah (S.A.V) şöyle buyurdu:
“Sizin en hayırlınız Kur’anı öğrenen ve öğretendir.”
Buhârî, “Feżâʾilü’l-Ḳurʾân”, 21 | Ebû Dâvûd, “Vitir”, 14,15,19 | Tirmizî, “S̱evâbü’l-Ḳurʾân”, 15